Kalça Sıkışma Sendromu (Femoroasetabular Impingement - FAI) - Ultra Maratoncu Bir Hastanın Gözünden / Part-1

Herkese Merhabalar,

Geçtiğimiz Cumartesi (17.01.2026) günü Kalça Sıkışma Sendromu (FAI) nedeniyle bir operasyon geçirdim. Tüm bu süreçte en çok zorlandığım kısım, sürecin nasıl değerlendirilmesi gerektiği ve neyin ne seviyede doğru olduğuydu. Çünkü karar vermek zordu. Bir çok doktor tavsiyesi almıştım ve herkes neredeyse olaya farklı açıdan yaklaşmıştı. Hal böyle olunca da bu problemi daha önce yaşayan kişilere ulaşmak istedim. Çünkü sürecin nasıl olduğu, sonrasındaki dönüşlerde hangi problemler olabileceği vb gibi bir çok soru kafamda dolanıyordu. Tüm bu belirsizliklerin sonunda artık son aşamaya gelmiş ve ikna olmuştum. Ameliyat oldum ve şuanda ameliyat sonrası 3. gündeyim. Bu süreci de eğer yine benimle aynı düşünceler arasında kaybolan varsa diye kaleme almak istedim. Hadi o zaman en başından itibaren nedir ne değildir birebir yaşayan biri olarak birlikte ele alalım.

Öncelikle ben asıl mesleği spor olmayan ama yarı profesyonel seviyede sporcu diyebileceğim bir uzun mesafe koşucusuyum. Lise yıllarımdan beri çok nadir olacak şekilde kendimi dinlemek amacıyla koşu sporuyla ilgileniyordum. Aynı durum üniversite dönemimde de devam etti. Fakat meslek hayatına atıldıktan sonra bu sporu daha aktif yapmaya başladım. Başlangıçta her hafta bireysel olarak farklı mekanlarda koşuyordum. Fakat sonrasında bir koşu kulübüne dahil olmam ile birlikte spor hayatım da daha stabil bir hale geldi.

Haftanın neredeyse 3 günü sürekli olarak koşu sporuna zaman ayırıyordum. Pazartesi günleri 5KM koşu ve ardından kuvvet antrenmanları, Perşembe günleri 10KM sokak koşusu ve Pazar günleri biraz daha uzun olacak şekilde 15KM civarı koşu yapıyordum. Bu düzen yaklaşık olarak 1.5 yıl kadar devam etti. Tabii bu aralarda da kilometrelerim arttı ve onlarca yarışmaya katıldım.

5KM, 10KM, 15KM, 21KM, 25KM, 40KM, 42KM derken en son 66KM mesafelere kadar ilerledim. Bunların çoğu dağ koşularıydı. Çünkü zamanla yol koşuları beni mutlu etmiyordu. Dağ koşularına başladıktan sonra daha fazla haz almaya başlamıştım. Ama dağ koşularının şöyle bir zorluğu vardı. Yatayda ne kadar uzun giderseniz dikeyde de ciddi bir irtifa almanız gerekiyordu. Örneğin İDA-Kaz dağlarında 66KM yatay koşuda yaklaşık 2700 metre yükseklik kazanımı almamız gerekiyordu. Bu da vücudu sürekli olarak farklı nabızlarda kontrol etmek anlamına geliyordu. Tabii aralarda beslenmek zorunda olduğumuzu saymıyorum. Onlarda işin farklı bir stratejisiydi. 

Beyfit Run Ekibi

Summer Run - 10KM


Ultra Abant - 18KM


Belgrad Ultra Trail - 30KM

İstanbul Maratonu - 42KM


İDA Ultra Trail - 66KM

2024 Aralık ayında İDA Kaz Dağları'nda 66KM parkurundaki yarışmaya kayıt oldum. Hedefim bu spora başlarken Türkiye'de 100KM üstü bir parkuru tamamlayabilmek ve akabinde UTMB yarışmasına katılmaya hak kazanabilmekti. Çünkü biz dağ koşucularının asıl hedefi olan Şampiyonlar Ligi burasıdır. E tabii bizim de hedefimiz oldukça büyük. Her yarış insana farklı bir deneyim kazandırıyor. Çünkü 66KM parkurunda tahmini 40KM mesafede iken ağrılarım başlamıştı ve bir ağrı kesici ile kendimi daha rahat hale getirmek istedim. İşte tam bu anda aslında belki de en büyük hatamı yapmıştım. Çünkü limitleri çok fazla esnettim ve finish'e bilinmezlik içinde ulaştım. Yarışmayı tamamladım problem olmadı. Artık ultra maratoncular klasmanına adım atmıştım. Ciddi bir efor harcamıştım. Yaklaşık 10 saat 50 dakika sürmüştü. Çok mutluydum ve gururluydum. Ama sonrası için hiçbir şeyden haberim yoktu. Asıl mesela bundan sonrasıydı.

Yarışma boyunca yağmur, çamur gibi birçok faktörle mücadele ettik. Artık neredeyse kuru yerim kalmamıştı. Dolayısıyla uzun mesafe koşmanın zorluğunu her yerimde hissediyordum. Ayakkabı artık parmaklarımı sıkmaktan neredeyse yara seviyesine getirmişti. Üzerimdeki t-shirt sürekli yukarı aşağı hareketten vücudumu tahriş etmişti. Benim için çok zorlu bir duş süreci oldu. Fakat sıcak su iyi gelmişti. Bir gün sonrasında sağ kasığımda ciddi bir hissizlik meydana geldi. Araca binerken bile sağ ayağımı elimle kaldırarak ileri atıyordum. Başta yarışmanın zorluğundan kaynaklı sandım ama maalesef 2-3 gün boyunca geçmeyince bir şeylerin ters gittiğini anladım. Hemen 1 hafta sonrası için doktor randevusu alarak kafamda oluşan soru işaretlerine cevap aradım.  

Öncelikle bu aşamada belirtmeliyim ki hiçbir doktoru zan altında bırakmak istemiyorum. Amacım kendi başımdan geçen süreci en şeffaf şekilde yine bu hastalığı yaşayacak olan kişilere aktarmak. Bu nedenle profesyonel anlamda doktor ismi de belirtmek faydalı olacaktır.

İlk aşamada İstinye Liv Hastanesi Bahçeşehir'e başvurdum. Araştırmalarım sonucunda doktor tercihim Doç. Dr. Tahir Öztürk oldu. Tahir Hoca muayene sonrasında Pelvis AP grafisi istedi. Bu grafi sonrasında ise gerekli kalça hareketi muayenelerini de yaparak ilk teşhisi koymuş oldu. Bu süreçte tabii MR'da çektirdim. MR sonucumu da aşağıya ekliyorum.

Aşağıda hem sağ hem de sol bacağımda gözlemlenen Cam Tipi FAI hastalığı kırmızı renk ile işaretlenmiştir. 

Cam Tipi Kalça Sıkışması Sendromu - FAI (Benim Pelvis AP Grafim)


MR Sonucum


Normal/Olması Gereken Femur Boynu

Tahir Hoca muayene esnasında; kırmızı işaretli olan yerlerin daha mantarımsı yapıda olması gerektiğini, bunun olmadığı durumda da bu çıkıntıların labrum'a zarar verebileceğini belirtti. Genel olarak bu probleminde yapısal olduğunu dolayısıyla da doğrudan ilaçla bir tedavinin mümkün olmadığını söyledi. Talebim doğrultusunda Artroskopik Cerrahi ile müdahale edebileceğini iletti. Kapalı bir ameliyat yöntemiydi. Fakat ben henüz bu sonuca hazır değildim. O nedenle düşünmek için zaman istedim.


Ardından kapsamlı bir şekilde alternatif doktor görüşmelerim artarak devam etti. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Basit Bir EKG Nasıl Yapılır?

Yapay Zeka ile Kalp Krizi Teşhisi Part 1 - Matlab

Merhaba 2024 ve Teşekkürler 2023